|
Cumhuriyet Gazetesi'nin 12 Ocak 2007 tarihli Ankara Eki'nde Zeynep ŞAHİN imzası ile yer alan Ataçağ Oluşumu Mülakatı ve Haber Başlıkları :ATATÜRKÇÜLÜK TEMELİNDE BİLGİ VE DENEYİM PAYLAŞIMI - Ataçağ Oluşumu, Etkinliklerini 2007 Yılında da Sürdürecek. "Atatürkçü, çağdaş, demokratik, laik Cumhuriyetin ilke ve değerlerini benimseyen ve evrensel insanlık değerlerini paylaşan bireyler arasında iletişim ağı kurarak; ekonomik, sosyal, kültürel dayanışma ve güçler birliği sağlamak üzere kurulan Ataçağ Oluşumu 110 üyesiyle yoluna devam ediyor. "Ataçağ Söyleşileri" ile uzmanları, merak ettiklerine yanıt bulmak isteyen bireylerle buluşturmayı hedefleyen oluşumun yönetimi vurguluyor:"Üyelerimiz, bilgi ve tecrübe alışverişi yaparak bir katma değer oluşturuyor.
Bizim gibi aydın düşünen, çağdaşlığı temel alan insanların yardımlaşması kadar güzel bir şey yok." Ataçağ Ouşumu, üyelerini toplumsal sorumluluk bilincinin yanısıra ekonomik dayanışmanın da sağlandığı bir zeminde bir araya getirmek ve eldeki kaynaklarla bir katma değer oluşturmak adına çıktığı yola, 110 üye ile devam ediyor. Ataçağ Söyleşileri ile güncel konuları uzman ağzından bilgi ve yorumlarla kamuoyu ile buluşturmak, yanısıra akılda kalan sorulara da yanıt bulunmasını sağlamak amacını taşıyan oluşum, bu çizgideki etkinliklerini 2007'de de sürdürecek. Söyleşilerden ilkini, Prof.Dr. Bozkurt GÜVENÇ ve Yazar Demirtaş CEYHUN'un konuşmacı olarak katıldığı "Ulusun Egemenliği ve Güçlerin Egemenliği Arasında Türkiye" başlığıyla gerçekleştiren Ataçağ, yeni dönemde söyleşileri başkentlilerle buluşturmaya devam edecek. Ataçağ'ı ve yakın dönemdeki projeleri, yönetim kurulu üyeleriyle konuştuk. "BEN DEĞİL BİZ MERKEZLİ DAYANIŞMA" : Ataçağ Oluşumu Başkanı Cafer Öğütoğulları, gerçekleştirilecek söyleşilerin sık aralıklarla düzenlenmesi yerine belli zamanlarda ama hedefine ulaşan nitelik taşımasını amaçladıklarını vurgulayarak, "Baktığınız zaman herkes, "Evet bir araya gelelim, bilgi alışverişinde bulunalım" diyor ama bu tür toplantılarda yeteri kadar canlılık, istenen düzeyde katılım olmuyor. Biz bunun nedenlerini bulup, ona göre organizasyonlar yapmak istiyoruz" dedi. Temel hedeflerinin "doğru bilgiyi işin ehli insanlardan alıp doğru düşünmeyi sağlamak" olarak açıklayan Öğütoğulları, "Söyleşilerin özü de bu" diye konuştu. Öğütoğulları, "Konusunda yetkin insanlar aracılığıyla insanların daha doğru bilgilendirilmesini sağladığınızda, zaten herkes doğru kararı kendi veriyor" görüşünü belirtti. Öğütoğulları, söyleşilerin konusunu önceden keskin çerçevelerle belirlemenin uygun olmadığını, günceli yakalamak istediklerini de kaydetti. Öğütoğulları, Ataçağ'ı diğer sivil toplum kuruluşlarından ayıran nitelikleri ise şöyle anlattı: ""Türkiye'de herkes çeşitli nedenlerle bir araya gelebiliyor. Atatürkçü düşünce temelinde ve ülkenin kuruluş felsefesine yatkın düşünen insanların zaten kendi aralarında bir sorunu yok. Ama ekonomik ve sosyal yönden bağlantıları zayıf. Bizim üyelerimiz, kendi arasında bilgi ve tecrübe alışverişi yapıyor. Çünkü bilgiyi de tecrübeyi de ne kadar paylaşırsanız o kadar yararlı. Aksi takdirde bir katma değer oluşturulamıyor. Amaç, ben merkezli değil, biz merkezli dayanışma ve yardımlaşma... Bizim gibi aydın düşünen, çağdaşlığı temel alan insanların yardımlaşması kadar güzel bir şey yok." Ataçağ Oluşumu Başkanı Cafer Öğütoğulları üye sayılarının 110 olduğunu ifade ederek, "Belki bu sayı daha yüksek olabilir ama seçici davranıyoruz. Yani gerçekten amaç ve ilkelerimizi özümseyen insanlar üye olsun istiyoruz. Yoksa, "gidip şu derneğe üye olayım" diyen insanlarla işimiz yok. Çünkü oluşumumuz, kısa değil, orta ve uzun vadeli hedefleri olan uzun soluklu nitelik taşıyor. Bu nedenle, hedefe giderken çabuk yorulmayacak, ilkeleri olan insanlar, ben merkezli olmayan kişiler üyemiz olsun istiyoruz" diye konuştu. "ÜYELER İLKELERİMİZİ İÇSELLEŞTİRMELİ" : "Türkiye'nin tarafındayız, durduğumuz bir nokta var. Ama doğrudan siyasetin karşısındayız" diyen Ataçağ Oluşumu Başkan Yardımcısı Ali Yılmaz ise üyelerinin ve etkinliklerini izleyen insanların analiz ve sentez yeteneğini geliştiren açılımlara imza atmayı amaçladıklarını dile getirdi. Yılmaz," Onların ufkunu geliştirecek, doğru ve zamanında karar verebilecekleri ekonomik ya da politik bir duyarlılık yaratmaya çalışıyoruz" diye konuştu. Yılmaz, aynı paydada buluşturdukları kesimleri ve oluşumun amaçlarını ise "Atatürkçü düşünceye sahip, toplum nezdinde yıpranmamış, saygınlığını koruyan işadamları, beyin gücü, bilimadamları, akademisyenler ile işine hakim meslek sahiplerinin bir araya gelerek, ekonomi merkezli büyük projeleri paylaşmaları, daha büyük projeler için birlikte hareket etmeleri, buna bağlı olarak da sosyal ve kültürel dayanışma içinde olmaları" ifadeleriyle özetledi. Yılmaz, "Bizim ilkelerimizi içselleştirmiş ve buraya ait olduğunu hissedenler, bizi izleyenler üyemiz olmalı. Her Etkinliğimiz sonrası belki onlarca kişi üye olmak için telefon ediyor, talepte bulunuyor. Ama bizler, "Bu gruba tamamen ait olacağınızı hissettiğiniz zaman gelin, bizi araştırın, takip edin" yanıtını veriyoruz" derken, oluşumlarının sadece işadamlarının faaliyet gösterdiği bir zemin olmadığını vurguladı. Yılmaz, "Bayanların ve gençlerin de çok aktif olabileceği, projeler gerçekleştirebileceği bir zemin. Yani bir yaşlılar kulübü, bir işadamları örgütü değiliz" dedi. "ETKİNLİKLERİMİZDE PROTOKOL YOK" : Ataçağ Oluşumu Genel Sekreteri Hasan Polat da çok yönlü düşündüklerini ve sağlam adımlar atmak istediklerini söyledi. Polat, güncel olayların yorumlanması ve bilgi aktarılması konusunda, gazetelerin ve televizyonların bir platform oluşturduğunu kaydederek, eksik kalan noktanın ise yurttaşların aklındaki sorulara yanıt bulamaması olduğuna dikkat çekti. Kendilerinin bu eksiği göz önünde bulundurarak söyleşileri planlayacaklarını anlatan Polat, "Söyleşilerde sadece bilgilendirme olursa, nasıl olsa kişi televizyonda buna ulaşıyor. Doğru ya da yanlış bulduğu noktalar oluyor ama soru soramıyor. Ataçağ Söyleşileri'nde bilgilendirmeden sonra izleyiciyle konuk diyaloğunu kurabilirsek, o zaman katılım daha fazla olacak. İnsanlar gelecek, sorusunu soracak, yanıtını alacak. Organizasyon bir bilgilendirmeden ibaret olmayacak. Tartışma ortamı gibi bir zemin doğmayacak ancak katılımcı kafasındaki sorulara yanıt bulacak. Yoksa insanlar niye kilometrelerce yol tepip etkinliğe gelsin. Gazetede okuyarak, televizyonda izleyerek de bilgi alıyor zaten" değerlendirmesini yaptı. Polat, Ataçağ Söyleşileri'nin ilkini anımsatarak, salonun ağzına kadar dolduğunu, gençlerin ve kadınların katılımının da yadsınamaz düzeyde gerçekleştiğini söyledi. Polat, şunları kaydetti:" Temel ilkelerimizi belirlerken üzerinde çok durduk. Bir siyasi parti arenası olmayalım istiyoruz. Kendimizi bundan özellikle korumaya çalışıyoruz. Bir de kişisel egoların tatmininden kendimizi korumaya çalışıyoruz. Kişiler buraya üye olurken tüm siyasi kimliği, makamı dışarıda bırakıp, eşit ve özgür bir birey olarak sorumluluk alır. Tek kural; yaşça büyükler sayılır, küçükler sevilir....Etkinliklerimizde protokol yok. Kimse egosunu oraya taşımıyor. Milletvekilleri de geldi yemeklerimize. Hangi masa boşsa oraya oturdular. Belki 2., 3. masa... Biz burada egoları törpülüyoruz. |